facebook twitter instagram google-plus pinterest linkedin search heart chat eye trending-up clock font keyboard_arrow_up
M. Tekin Koçkar Öğretim Görevlisi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
  1. Anasayfa >
  2. At Irkları >
  3. Uzunyayla Atları
M. Tekin KOÇKAR
22 Dakika Okuma Süresi
+ -

Uzunyayla Atları

Uzunyayla atları 1864 yılındaki Büyük Sürgün’den sonra Kafkasya’dan Anadolu’ya gelen Çerkeslerin beraberinde getirdikleri atların yetiştirilmesi ile ortaya çıkmış bir at ırkıdır. Anadolu at ırkları arasında önemli bir yer tutan bu atlar ismini yetiştirildikleri Kayseri – Sivas uzantısındaki Uzunyayla bölgesinden almışlardır. Özellikle bu atların yetiştirilmesi için gerekli arazi ve iklim yapısına sahip olan bölge, bu ırkın oluşumunda önemli paya sahiptir. Bu atlar dağlık coğrafyaya ve soğuk iklime uyan, dayanıklı ve bakımı kolay hayvanlardır. Tırnak yapısının sağlam olması, çeki kabiliyetindeki üstün performansı ve uzun mesafe ulaşımında rakipsiz olması nedeniyle uzun yıllar hem ordu ihtiyaçlarında hem de halk elinde kullanılmışlardır. Ancak daha sonra mekanizasyonun artmasıyla önemi azalsa da Uzunyayla atı sürati, çevikliği, gücü, iyi huylu oluşu, dayanıklılığı ve diğer özellikleri yönünden çok değerli bir at ırkımız olma özelliğini günümüze kadar korumuştur.

Kuzey Kafkas-Rus savaşları 1864’te Rusya’nın galibiyeti ile sonuçlanmış ve bunun üzerine Kuzey Kafkasya Halklarından Adıge, Kabardey ve Abhaz’ların büyük bir kısmı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına göç etmişlerdir. Bunlardan 1873 - 1874 yıllarında karayolu ile gelen bazı Kabardey kabileleri Uzunyayla bölgesine yerleştirilmiştir (Tugan, 1995).

Fotoğraf 1: Uzunyayla atı

Uzunyayla, Kabardeyler’in yerleşmesinden önce bazı Afşar kabilelerinin otlağı olup yerleşik bir halkı bulunmamaktaydı. Bu bakımdan Uzunyayla atlarının meydana gelmesinde Anadolu atının herhangi bir tesiri olduğunu söylemek pek olası görülmemektedir. Nitekim Çerkes ve Uzunyayla atlarının morfolojik ve fizyolojik özellikleri karşılaştırıldığında arada büyük bir farkın bulunmadığı görülmektedir. Yani Uzunyayla atları için doğrudan Çerkes atlarıdır denebilir. Buna karşın bazı kaynaklar, Uzunyayla atlarının, Çerkes atları ile yerli atların birleştirilmesi sonucu oluştuğunu belirtmektedirler (Güleç, 1995; Tugan, 1995).

Cumhuriyet döneminden önce bir ara yetiştiriciler at sürülerine Arap aygırları katmışlardır. Ancak, bu aygırlar yılkı (yarı vahşi) hayatına dayanamayıp öldüklerinden bu çaba Uzunyayla atları üzerinde bir etkisi olmamıştır. Çifteler harasında, 1899 yılında devlet tarafından bazı Uzunyayla + Arap atı melezi aygırlar, Uzunyayla atı yetiştiricilerine verilmiş, ancak bu teşvik devam ettirilemediğinden etkili olamamıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonra Uzunyayla atlarında gözlenen kusurlar, 1930’ların sonlarında bölgeye getirilen Macar Nonius aygırları ile melezlemeler yapılarak giderilmeye çalışılmıştır. Bu aygırlarla Uzunyayla aygır depoları kurulmuş, çok iyi Nonius + Uzunyayla melez atları elde edilmiş, ancak bu proje de devam ettirilememiş ve Uzunyayla atı üzerinde fazla bir etki bırakamamıştır (Güleç, 1995).

30

Fotoğraf 2: Uzunyayla atı fenotipine bir örnek

Nonius ırkı çok güçlü bir kana sahip Avrupa atıdır. Bu ırkın kurucusu 1810’da Fransa’da dünyaya gelen ve sonra 1814’de Napolyon savaşları zamanında savaş ganimeti olarak Macaristan’a getirilen Nonius adlı bir Anglo-Norman aygırıdır. Nonius kısrakları 1869 yılından beri cidago yüksekliklerine göre iki gruba ayrılmıştır. Cidago yüksekliği 159cm’den aşağı olanlara “Küçük Nonius”, daha büyüklere ise “Büyük Nonius” adı verilir.

Noniuslarda don koyu doru ve yağızdır. Baş vücuda göre büyük ve kabacadır. Yarım koç başlılık, bazen de koç başlılık gözlenir. Boyun orta uzunlukta, kalın ve burada kas gelişimi iyidir. Boynun göğüs bağlantısı yüksektendir. Cidago yüksek ve kaslıdır. Sırt ve bel genel olarak iyi yapılıdır. Sağrı uzun, kaslı ve düzdür. Göğüs özellikle Küçük Noniuslarda derindir ve kaburgalar yeterince yuvarlaklaşmamışlardır. Bacakların yukarı kısmı kaslı ve alt kısımları ise vücuda nazaran belirgin bir şekilde kuru ve sağlam yapılıdır. Bukağılık kısa ve kuvvetlidir. Tırnaklar düzenli, sağlam ve yeter büyüklüktedir.

Noniuslarda en çok görülen güzellik kusuru kılıç bacaklılıktır. Tırısları iyi ve tırıs aksiyonu yüksektendir. Vücudun arka kısmının ön kısmına göre daha zayıf oluşu ve ürkeklikleri bu ırkın başlıca kusurlarından sayılmaktadır. Macaristan’da Noniuslar özellikle tarım işleri ileri olan bölgelere yayılmıştır (Tugan, 1995).
 Morfolojik Özellikleri

Anadolu atlarının ölçüleri incelendiğinde Uzunyayla atlarının yerli atlar içinde en iri yapılı olan at olduğu görülür (Tablo 1).

Tablo 1

Tablo1. Anadolu atlarının ortalama beden ölçüleri (cm)

Uzunyayla atlarında baş uzundur. Ortalama 56.846 + 0.165cm. baş uzunluğu Malakanlar hariç Anadolu atlarının hepsinden uzundur. Baş uzunluğunun cidagoya oranı, Uzunyayla atlarında ortalama % 39.45 + 0.305 kadardır. Bu oran, Arap ve İngilizlerde % 36.7, Avrupa yarım kanlarında %38.1, soğukkanlılarda % 42.8’dir. Sonuç olarak, Uzunyayla atlarında baş uzunluğu Avrupa yarım kanlarından fazla, soğukkanlılarından ise çok kısadır. Baş genel olarak hacim itibariyle büyük, kuruca, profil koç baş veya yarım koç baştır. (Arpacık, 1996; Batu, 1962; Güleç, 1995; Mesai Raporu, 1938). Ganaş derinliği, Malakanlar hariç Anadolu atlarından fazladır. (24.439 + 0.211). Kulaklar küçüktür. Kulak uzunluğunun baş uzunluğuna oranı %29.9’dur. Bu oran Türkiye atları içinde en küçük orandır. Göz bölgesi az belirgindir. Gözleri küçük ve parlaktır (Tugan, 1995).

40

Fotoğraf 3: Uzunyayla koşum atı yarışma sergi alanı

Boyun uzun dar ve incedir. Uzunluğu ortalama 80.087 + 0.449 cm olup, gerek cidagoya oranı (% 54), gerekse vücut uzunluğuna oranı (% 53), Malakanlar hariç Anadolu atlarından uzundur. Boyun bağlantısı normal, yelede kıllar seyrektir (Tugan, 1995; Mesai Raporu, 1938 ).

Cidagosu belirgin ve silik olanlara rastlanır. Cidago yüksekliği 145.869 + 0.693cm’dir. Bu ölçüler, 135 - 162cm arasında değişir. (Güleç, 1995; Mesai Raporu, 1938). Nonius atları 158. 28 + 0.29cm ile Uzunyayla atlarından daha yüksek cidagolu olmasına karşın, Uzunyayla atlarının % 23’ünün cidago yüksekliği 150 - 162cm arasındadır. Uzunyayla atlarının, omuzları kısa ve dik, bu nedenle yürüyüşü yavaş ve adımları kısadır (Batu, 1962).

Cidago yüksekliği 139.308 + 0.710 cm’dir. Bu ölçü 128 – 155cm arasında büyük bir dağılım gösterir. Cidago ve sırt yüksekliği arasındaki fark 6.56cm olup, 2-10cm arasında değişir. Bu fark Canik ve Malakanlardan az, Anadolu yerli atından fazladır. Sırt uzunluğu 57.180 + 0.377cm’dir. Buna göre sırt safkan Araplardan uzun, fakat Malakan ve yarım kan Araplardan kısadır. Beden uzunluğuna oranı % 38.08 olup, bu oran Araplardan (% 39.59) daha küçüktür (Tugan, 1995).

Bel çukurdur, atlar kesif yemle beslendiklerinde normal, yılkı halinde, merada otladık-larında genellikle büyük, geniş ve bazen de sarkıktır. (Arpacık, 1996; Batu, 1962; Güleç, 1995; Mesai Raporu, 1938).

Sağrı yüksekliği 145.330 + 0.330cm’dir. Cidago yüksekliği ile sağrı yüksekliği % 45.04’ünde eşit, % 36’sında cidago yüksekliği 2 - 4cm fazla, % 18. 66’sında sağrı yüksekliği 2 - 4cm fazladır.

Kuyruk sokumu yüksekliği 136.803 + 0.706 cm’dir. Dolayısıyla Nonius’lardan daha düşük sağrılıdır. Sağrı düşüklüğü oldukça geniş oranda gözlenir. Sağrı uzunluğu 46.583 + 0.63cm olup, 41 - 55cm arasında değişir. Vücut uzunluğuna oranlanırsa % 31.285 + 0.307cm olup, 28 - 41cm arasında geniş bir dağılım gösterir. 

Ön sağrı genişliği, 44. 637 + 0. 357cm olup 39 - 50cm arasında değişir. Bu değer cidagoyla kıyaslanınca, Uzunyayla atlarının Canik ve Malakanlar’dan daha dar bir sağrı gösterdiği görülür. Orta sağrı genişliği ise 35.362 + 0.474cm’dir ve 26 - 44cm arasında değişir. Ön sağrı ile orta sağrı arasındaki fark 3-16cm arasında değişir.

Beden uzunluğu 150.143 + 0.958cm olup, 133 - 170cm arasında değişir. Beden uzunluğunun cidago’ya oranı % 102.982 +- 0.786’dır. Bu oran, Malakanlar hariç Anadolu atlarının hepsinden fazladır. Beden genellikle dikdörtgen ve kısmen de kare görünü-mündedir. Göğüs çevresi, 161.187 + 0.635cm olup, 151 - 175cm arasında değişir. Bu ölçü, Güneydoğu halk safkan Arapları hariç Anadolu atlarının hepsinden fazladır. Fakat cidago-yla oranlanırsa Anadolu yerli atları hariç hepsinden dar olduğu görülür (Tugan, 1995).

Bacakları ve bacak bağlantıları düzgündür. Mafsallar geniş, bilekler kısa ve özellikle mera hayvanlarında çoğu kez yatıktır (Güleç, 1995). Arka bacaklarda vaziyelerin açıklığı ve bacakların dikliği çok görülen önemli kusurlardan biridir (Batu, 1962). İncik çevresi iskeletin ve kemik yapısının sağlamlığını göstermesi bakımından önemlidir. Uzunyayla atlarında ön incik çevresi 18.747 + .0189cm, arka incik ise 20.774 + 0.191 cm’dir. Bu ölçüler, Anadolu atları içinde en kalın incik çevresidir (Güleç, 1995; Tugan, 1995).

Tırnaklar kuvvetli ve siyah olup, tırnaklar yaygın olmayıp toplu ve çok sağlamdır. Derileri kalın, kılları sert, kuyruk kılları sık, sert, kalın ve uzun olur.

Uzunyayla atlarında en fazla rastlanan don % 48.35 ile dorudur. Bunu % 22.22 ile yağız, % 18.68 ile al, % 12.09 ile kır izler (Güleç, 1995; Tugan, 1995; Mesai Raporu, 1938). Ala donun yetiştiricilerle tercih edilmediği gibi akıtma ve seki gibi nişanelerin de mümkün olduğu kadar az tutulmaya çalışıldığı bildirilmektedir (Güleç, 1995)

Uzunyayla Coğrafi Özellikleri

Doğu sınırı Gürün, batı sınırı Hınzır, Kepekli ve Şirvan, güney sınırı tahtalı ve kuzeyinde Şarkışla dağlarıyla çevrelenen, yer yer birer alçak geçit teşkil eden nispeten dar yerlerde etrafındaki başka düzlüklerle birleşen 50 km en ve boyunda deniz seviyesinden ortalama 1550 – 1630 metre yüksekte bir düzlükler alanı olan bölge Uzunyayla olarak isimlendirilir. Sivas ilinden Kayseri’ye kadar uzanan ve “Uzunyayla” ismiyle anılan bu yörenin civarında diğer yerli atlardan belirli farklılıklar gösteren, Türk at ırkları içinde önemli bir yer tutan ve uzun zamandan beri “Uzunyayla atı” adı altında tanınmış bir at tipi yetiştirilmiştir. 

Uzunyayla atları 1.5 yaşında kabile isimlerine göre damgalanır. Bir zamanlar damgalı atla-rın sayısının 14000 adede çıktığı söylenir. Fakat 1928 yılında bu sayı 25000 başa düşmüş-tür. Ülkemizde 1960’lı yıllara kadar yetiştiriciliği yaygın olarak yapılan Uzunyayla atları, günümüzde giderek önemini yitirmiş ve sayılarında azalma olmuştur.

Uzunyayla At Yetiştirme İşleri Teknik ve Mesai Raporu’na göre (Mesai Raporu, 1938), Uzunyayla da 1938 yılında 1.979 baş kısrak kaydedilmiştir. Bu kısrakların babasının Nonius, anasının Uzunyayla atı olduğu bildirilmektedir.

Uzunyayla Koşum Atı Yetiştirme Cemiyeti

Pınarbaşı ilçesinde, 10.03.1937 yılında, Uzun-yayla atlarının yaşatılması ve geliştirilmesi amacıyla “Uzunyayla Koşum Atı Yetiştirme Cemiyeti” kurulmuştur. Bu dernek uzun yıllar tüm olanaksızlıklara rağmen çalışmış ve sonunda 10.09.1980 yılında kapatılmıştır. Bu der-nek, özellikle 1940-1960 yılları arasında oldukça başarılı çalışmalar yapmış, bölgede panayır ve sergiler açmıştır. Bu dönemde ordunun at ihtiyacı buralardan karşılanmıştır. Daha sonraları ordunun at ihtiyacı bitince, Uzunyayla atlarının sayıları giderek azalmıştır.

02

Fotoğraf 4: Yılkı şeklinde yetiştirilen Uzunyayla atları

1990’lı yıllarda, bölgede uzunyayla atı sayısında önemli bir azalma olmasına karşın iyi ör-nekleri meraklı yetiştiricilerin elinde olan bu atların genel olarak sayıları 2000’in altına düşmüştü. Ancak son yıllara ait veri bulunmamaktadır.

Uzunyayla Atı Tipleri

Uzunyayla atları 5 Çerkes kabilesinin adından meydana gelmiştir. Bunlar: 

  • Şoluh (Şelokh)
  • Yeluh
  • Yağan
  • Lö (Lu) veya Mercan
  • Tram

Bunların en meşhuru Şoluh atlarıdır. Çerkesler Şoluh olmayan atı çakal olarak adlandırmışlardır. Şoluh’lar her türlü zorluğa diğer kabile atlarına göre daha dayanıklıdır. Her türlü uzun mesafeli yürüyüşleri ve koşuları başarı ile yapmışlardır. Genelde yeleleri kuyruğa kadar gelenlere Şelok (Şoluh) denir. Şoluh’lar daha dayanıklı daha güçlü ve hızlıdırlar. Çok istenen ve arzulanan atlardır. Anadolu’da bu atları uzun mesafeler de hiçbir at geçememiştir. Uzunyayla atları binek için pek uygun değildir. Ancak güzel ve dayanıklı oluşları yüzünden rahvanı aratmazlar (Güleç, 1995).

Kullanım Alanları ve Yetiştirme Şekilleri

Uzunyayla atı sahibini tanır ve sahibine karşı ateşli bir aşk ile bağlıdır ve çok sadıktır. Avrupa atlarının aksine sahibinden başkasını yanına sokmaz. Ancak 7 gün sabırla sevgi ile yaklaşılırsa o zaman yeni sahibine de yavaş yavaş alışır.

Uzunyayla atı çok zeki ve çok hisli bir attır. Çok uzun mesafelerden hissederek evinin yolu-nu bulur. Uzun yayla atı tam bir can dostu, insan için gerçek bir arkadaş olup ısırması ve tepmesi görülmez. Pınarbaşı ilçesinde uzun seneler at yetiştiriciliği yapan ve Çerkes sülalelerince at yetiştiriciliğini meslek haline getirmiş olan kişiler Uzunyayla atlarının uzun mesafe koşularında Urfa yöresinden gelen saf ve yarım kan Arap atlarını geçtikleri, güçlü ve dayanıklı olduklarını ifade etmişlerdir.

Yine yöre halkına göre Şelok (Şoluh)’lar daha dayanıklı, daha güçlü ve hızlıdırlar. Çok istenen ve arzulanan atlardır. Anadolu’da bu atları uzun mesafede hiçbir atın geçemeyeceği belirtilmektedir.

Uzunyayla atları, binek ve araba koşum hayvanı olarak kullanılmışlardır. Cumhuriyetten önce ve Cumhuriyetten sonra 1960’lı yıllara kadar, Samsun, Amasya, Tokat, Kayseri, Sivas ve Malatya arasında işleyen at arabalarında genellikle Uzunyayla atlarından yararlanılmıştır. Ayrıca, orta ağırlıkta ve gerektiğinde topçu arabaları ve ağır çekim işlerinde kullanılmak amacıyla da, Nonius’la melezlenen Uzunyayla atları, orduda ve tarımda kullanılmıştır (Güleç, 1995; Tugan, 1995).

Uzunyayla da at yetiştiriciliği, yılkı şeklinde yapılmıştır. Atlar sürüler halinde, yaz ve kış otlaklarda yarı vahşi bir halde dolaşmışlardır. Yılkılarda hayvan sayıları 100-400 arasında olup, kısraklar bir veya birden fazla kişinin veya tüm köydeki kişilerin malıdır. Yerli halk yılkıyı Şıbze olarak adlandırmıştır. Atlar merada her türlü hava değişimine karşı koyarak hayatlarını sürdürmüşlerdir. Sürekli çobanları bulunmamaktadır. Çobanlar sürüyü zaman zaman idare ederler. Yılkılarda kısraklar 2-3 yaşında ana olur ve erkek taylar 1-2 yaşında aygırlık yapmaya başlarlar. (Güleç, 1995; Tugan, 1995; Mesai Raporu, 1938)

01

Fotoğraf 5: Uzunyayla atı, 1940

Satılacak, binilecek veya kullanılacak olan hayvanlar iki yaşlarında bir kementle yakalanırlar. Dört yaşlarına kadar terbiye edilirler. Terbiye tamamen yöresel usuller çerçevesinde yapılmaktadır. Nonius melezlemesi yapılmadan önce her aygıra 15-20 kısrak verilmiştir. Böyle bir aileye sahip aygıra Şıkopsa ismi verilirdi. Şıkopsa olmak üzere ayrılan aygır bir hafta kadar kendine ayrılan 15-20 kısrakla kapalı olarak tutulur, birbirlerine alıştırılırlar. Sürüye dâhil edildikleri zaman kısraklar bu aygırın etrafında dolaşır ve başka bir Şıkopsa bunları aşmağa teşebbüs etmez, damızlık dışı kalacak aygırlar ise Veteriner Hekimler tarafından iğdiş edilirlerdi. Kısraklar yalnız aşım duraklarındaki Nonius veya yarım kan Nonius (Uzunyayla+Nonius) aygırlarına çekilmişlerdir. Aşım duraklarında, ayrıca bir miktar Arap ve yarım kan Arap (Uzunyayla+Arap) aygırı da olup, ufak yapılı kısraklar da bu aygırlara verilmişlerdir (Tugan, 1995).

38

Fotoğraf 6: 1940 yılında Pınarbaşı’nda yapılan Uzunyayla Atları sergisi

Uzunyayla bölgesinde coğrafi şartlar nedeniyle besleme yetersizdir. Vadiler boyunca uzanan geniş çayırlıklar atların beslenmelerinde önemli yer tutmaktadır. Bu çayırlar köyler arasında bölündüğü gibi hemen her ailenin de kendine mahsus çayırı da olabilmektedir. Çayırlar yaz mevsiminin sonuna doğru biçilir. Bu otlar kışın atlar ve özellikle koyun ve sığırlar için kullanılır. Atlara kışın çok kar düşünce ot verilir. Havanın iyi olduğu günlerde rüzgârların karları sıyırıp açtığı meyillere yaymak suretiyle idare edilir. Kesif yem genellikle verilmez.

Uzunyayla atları, 1,5 yaşında kabile isimlerine göre büyük şenlikler yapılarak damgalanmışlardır. Büyük bir ateş yakılarak damgalar kızdırılır, tutulan taylara vurulurdu. Tayların tutulmaları da ayrı bir zevkti. Arkan-geç denilen hızlı koşan kısrağa gemsiz olarak binen bir genç, tayları kementle tutardı. Bu kısrak, bu işe özellikle alıştırılmıştı (Güleç, 1995) 

Uzunyayla At Varlığının Geçmişten Günümüze Durumu

Bazı yazarlar, l. Dünya Savaşından önce Uzunyayla da, 16.000 atın bulunduğunu ve 1000 kısrağa sahip yetiştiricilerin olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak, 1960 istatistiklerine göre Türkiye’de mevcut 1.312.300 adet atın yaklaşık 3.000’ini Uzunyayla atları teşkil etmektedir. Bu mevcut at miktarının % 0.23’ü demektir (Batu, 1962; Güleç, 1995).

Uzunyayla atının kök aldığı Çerkes (Kabardin) atının tanıtımı amacıyla, 1998 Sonbaharında Ürdün Prensi Ali, İbrahim Yağan ve 12 Çerkes kabilesini temsil eden 12 atlı Ürdün’den yola çıkarak Kafkasya’ya at üzerinde gitmişlerdir. Amman, Şam, Türkiye, Maykop, Nalçik güzergâhını izleyen bu yolculuk, atların uzun mesafede dayanıklılıklarını göstermek açısından da önem taşımaktadır.

03

Fotoğraf 7: 1940 yılında Pınarbaşı’nda Uzunyayla koşum atları 

Bugün Uzunyayla Atının Yetiştirme Amacı ve Önemi

Uzunyayla atı soğuğa son derece dayanıklı tırnakları ve kemikleri sağlam, çevik, süratli, uzun mesafeye yürüyüş ve koşuya dayanıklı, sahibine bağlı, araba çekmede, yük taşımada ve binek olarak kullanılabilen son derece kabiliyetli, cüsse itibari ile yeterli bir yapıya sahip değerli bir at ırkımızdır.

Bugünkü Uzunyayla atının aşağıdaki nedenlerden dolayı yetiştirilmesinin çok önemli olduğu düşünülmektedir.

  • Uzunyayla atının son derece değerli bir ırk olması nedeni ile diğer at ırklarının ıslahında kullanılabilmesi,
  • Uzunyayla atı gerçek bir dosttur. Dolayısı ile binicilik sporunda kullanılması ile binicilik sporunu yapanların ata yaklaşabilmesinde olumlu etkide bulunabilmesi,
  • Her türlü bakım şartlarına dayanıklı olması ve kolay bakılması,
  • Araba çekmede ve yük taşımada kullanılması, Dünyada uluslararası düzeyde yapılan ve rağbet gören maraton yarışlarında başarı şansının olması,
  • Hipodromlarda yapılacak uzun mesafe at yarışlarında kullanılabilmesi,
  • Sıçrama kabiliyetinin yüksek olması nedeni ile konkurhipik müsabakalarında kullanılabilmesi,
  • Atçılık entegre tesislerinde kullanılabilmesi,

SONUÇ

Geçmişte Uzunyayla atı, Anadolu’ya getirilişinden bu yana Türk at ırkları arasında önemli bir yere sahip olmuştur. Özellikle ordunun at ihtiyacını Uzunyayla’dan karşılaması sonucunda bölge insanı önemli bir gelir kaynağına kavuşmuştur. Daha sonraları ata olan bu talebin tamamen ortadan kalkması sonucunda bölge insanı da önemli gelir kaynağından yoksun kalmıştır. Arazinin yüksek rakımlı olması ve düşük kaliteli toprak yapısı nedeniyle tarım gelirleri oldukça düşük seviyelerdedir. Attan elde edilen gelirin de ortadan kalkmasıyla birlikte bölgeden insan göçü de hızlanmıştır. Son yıllarda tüm dünyada olduğu gibi özellikle Türkiye’de de ata olan ilginin artması sonucunda bölgede at yetiştiriciliği yapan işletmeler yeniden kurulmaya başlanmıştır. Bölge arazi ve iklimiyle tüm at ırklarının yetiştirilmesine uygun yapıdadır.

Ülkemiz kendine has özel hayvan ırkları açısından oldukça zengin sayılabilecek bir durumda olmasına karşın, bu zenginliklerini her geçen yıl giderek yitirmektedir. Ankara Kedisi, Ankara Tavşanı, Ankara Keçisi, Van Kedisi, Sivas Kangal Köpeği, Sivrihisar Akbaş Köpeği koruma altına alınmadığı takdirde yok olma tehlikesiyle karşı karşıyadırlar. Uzunyayla atı, Anadolu at ırklarının en önemlilerinden biridir. Maalesef şu anda sayıları süratle azalmaktadır. Bu hayvanları yok olmaktan kurtarmak, ulusal varlıklarımızı sonsuza kadar yaşatmak, başta bilim çevreleri olmak üzere herkesin görevi olmalıdır. 

KAYNAKLAR

BATU, Selahattin (1962). Türk Atları ve At Yetiştirme Bilgisi. Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi Yayınları: 13, Ders Kitabı: 11, 3. Baskı, Rüzgârlı Matbaa, Ankara.

GÜLEÇ, Ertuğrul (1995). Türk At Irkları, Anadolu At Irklarını Yaşatma ve Geliştirme Derneği Yayını.

TUGAN, T. (1995), Uzunyayla Atları, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Hayvan Yetiştiriciliği ve İşletme Bölümü, Yüksek Lisans Tezi.

……… Uzunyayla At Yetiştirme İşleri Tetkik ve Mesai Raporu (1938), Ziraat Vekâleti Neşriyatı, Ekspres Basımevi, İstanbul.

FOTOĞRAFLAR

1 – 7. Kaan İŞCAN koleksiyonu

Bu makale Dr. Kaan M. İşcan'ın “Geçmişten Günümüze Uzunyayla At Yetiştiriciliği” (www.circassianworld.com). yazısından yararlanılarak hazırlanmıştır.