facebook twitter instagram google-plus pinterest linkedin search heart chat eye trending-up clock font keyboard_arrow_up
M. Tekin Koçkar Öğretim Görevlisi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi
  1. Anasayfa >
  2. Dünyada Atçılık Uygulamaları >
  3. At’ın Kısa Tarihi
M. Tekin KOÇKAR
16 Dakika Okuma Süresi
+ -

At’ın Kısa Tarihi

Göçebe yaşamlarını kolaylaştırmak amacıyla atı ilk evcilleştiren insanların Asya’daki toplumlar olduğu bilinmektedir. Son yıllarda yapılan araştırmalar, Kazakistan’da bulunan Botai Kültürü’nde atın evcilleştirilerek insan hizmetinde kullanılmaya başlandığını göstermektedir. Kuzey Kazakistan’da İ.Ö. 3500’lü yıllarda Bakır Çağı’nda (M.Ö. 3700 – 3100) oluşan bu kültür insanlarının büyük yerleşim birimlerinde yaşadıkları, atı hem binek hayvanı olarak hem de eti ve sütü için besledikleri ortaya çıkmıştır (Levine, 1999; Nesterov, 1990; Zaharov, 2010).

Kuzey Kazakistan bölgesinde Botai Kültür Alanı

At binek, yük taşıma, yük çektirme, avlanma, etinden ve sütünden yararlanılan bir hayvan olarak bu göçebe toplumların yaşamlarının en önemli parçası olmuştur. Ancak at, günümüzden yaklaşık 20 bin yıl kadar önce, M.Ö. 17.000 yıllarına dayanan ve Güney-Batı Fransa’da Dordogne bölgesinde bulunan Lascaux mağaralarındaki duvar resimlerinde de görüldüğü gibi henüz yaban hayvanı olarak bilinmektedir.

Güney-Batı Fransa’da Dordogne bölgesinde Lascaux mağara resimlerinde atlar.

Ön Asya’da kurulan İskit, Asur, Babil, Hitit gibi tüm uygarlıklar atı en önemli değer olarak görmüşlerdir. Son yıllarda Van’da yapılan kazılarda elde edilen bulgular Urartu’ların atlı savaş arabalarını ihraç edecek kadar çok ürettiklerini göstermektedir [1].

M.Ö. 4. binli yıllardan itibaren atın ilk evcilleştirildiği Avrasya Bozkırlarından Hint-Avrupa bölgesine kadar genişleme alanları (Kelekna, 2009)

M.Ö. 2000’li yıllarda kuruluşunu tamamlamış olan Mezopotamya’daki Asur Krallığı, bölgede 1300 yıl kadar hüküm sürmüştür. Bu dönemde bugünkü Musul yakınlarındaki Ninova’yı başkent olarak kuran Asurlular, atı en değerli varlıkları olarak biliyorlardı. Komşuları olan Urartular, Frigler, Kimmerler, İskit ve Mısır krallıkları ile hem ticarette, hem de yaptıkları savaşlarda at kullandılar.

Asur Kralı Asurbanipal (İ.Ö. 668-627)’in Aslan Avı röliyefi [2]

M.Ö. 8. ve 7. yüzyıllar arasında İskitler’in Antik Yunanlılara atı tanıtmasıyla birlikte binicilik, Yunanlılar tarafından geliştirilerek bir sanat halini almıştır. Tarihçi Xenophon (Ksenofon) (M.Ö.430 – 354), “Hipparchikos (Hiparçikus)” adlı eserinde binicilik ve savaş sanatı üzerinde önemli bilgiler vermiştir.

Antik Yunanistan’da ve Roma İmparatorluğu’nda at günlük yaşamın, sporun, ulaşımın kısacası yaşamın her alanında önemli rol oynamıştır. Antik Yunan’ın en önemli özelliği olan spor oyunlarının vazgeçilmezidir. Görkemli geçit törenlerinin en önemli unsuru atlar olmuştur. Yunan Spor Oyunları’nda mükemmel derecede eğitilen atların, Akropolis’e giden yol üzerinden disiplinli bir biçimde süvarileriyle birlikte gösteriler yaparak geçtikleri belirtilmektedir (Kline, 2009).

İskit savaş arabaları [3]

Yunan ve Romalılar’ın atlarına verdikleri önem, yaptıkları mükemmel oranlı mermer ve bronz heykellerde, mozaiklerde, fresklerde, mitolojilerinde görülebilir. Mitolojilerde atlar kimi zaman kanatlı (Pegasus), kimi zaman boynuzlu (Unicorn), kimi zaman da at gövdeli insan (Kentaur) olarak tanımlanmıştır. Homeros’un İliada ve Odissey Destanları efsanevi atlar, at ve binicilik hikâyeleri ile doludur.

Pegasus ve Kentaur (Tampa Müzesi – Florida)

Benzer mitolojik ögeleri Türk, Moğol, İran-Pers, Hint ve Arap mitolojilerinde de görmek mümkündür.

At bu toplumlarda hem bir savaş aracı, hem oyun arkadaşı, hem de günlük sporlarının ve fiziksel gelişmelerinin vazgeçilmez bir aracıdır. At, ekmeğini yaptığı buğdayı eken, biçen iyi bir tarım çalışanıdır. At, erkekliğe ilk adım atmanın, yiğitliğin, cesaretin sembolüdür. Efsaneler, masallar atla başlamış atla bitmiştir. At için şiirler, destanlar yazılmıştır. Soylular çocuklarına ata binmeyi öğretmek için büyük paralar harcamışlar ve binicilik bu sayede büyük bir sektör haline gelmiştir (Kline, 2009).

Antik Roma İmparatorluğu’ döneminden bronz ve mermer heykeller.

Roma İmparatorluğu’nun üç kıtaya yayılması, Avrupa’dan Doğu’ya yapılan Haçlı seferleri, Amerika kıtasının keşfi, Osmanlı İmparatorluğu’nun büyümesi hep at sayesinde gerçekleştirilmiştir.

14. yüzyılda tam donanımlı bir ortaçağ şövalyesi [4]

3. ve 4. yüzyıllarda ata eyer vuran, üzengi ve gem takan Moğollar ve Hun’lar atın üzerinde dengeli durabildikleri ve bu sayede atı iyi yönetebildikleri için Avrupa halklarına karşı çok üstünlük sağlamışlardı. Atın üzerindeyken rahatlıkla kullanabildikleri ok, yay ve mızrakları, atlarının kısa ve çevik oluşu, buna göre izledikleri savaş taktikleri sayesinde Avrupa’daki krallıklar üzerinde büyük bir baskı oluşturmuşlardı.

Eyer üzerinde üzengiyi Hunlar’dan öğrenen Avrupalılar Rönesans’la birlikte büyük bir atılım gerçekleştirdiler. Bu dönemde her alanda olduğu gibi binicilik ve at yetiştirme alanında da ilerleme kaydettiler.

Örneğin VIII. Henry (1491 – 1547) döneminde İngiltere’de mevcut olan at ırkları, kullanılacak oldukları alana göre sürekli çeşitlendirilmeye çalışıldı. Atın çoklukla kullanıldığı çiftçilik, avcılık, askeri ve lojistik alanların yanı sıra Binicilik alanında yeni tekniklerle birlikte İspanyol, Barb, Türkmen Ahalteke, Anadolu Arap ve İtalyan Neapolitan atları ithal edilerek at ırklarının iyileştirilmesine çalışıldı (Edwards, 2006).

VIII. Henry [5]

VIII. Henry dönemine kadar tüm adanın at varlığı pony atlardan oluşmaktaydı. Bu dönemde Tudor ve Stuard hanedanlarının da öncülüğü ile diğer soylular arasında da bu çalışmaların artması İngiltere’de atçılığın gelişmesini sağladı (Edwards, 2006).

17. ve 18. yüzyıllarda İngiltere’de olduğu gibi Avrupa’nın diğer ülkelerinde de savaşlar ve hızlı ulaşım için ata olan ihtiyacın artması birçok at ırkının ıslah edilmesi çalışmalarını hızlandırdı. Kıtalararası büyük göçlerin yaşandığı bu yüzyıllar, ihtiyaca uygun at cinslerinin, çeşitli ırklarla melezlenerek oluşturulduğu yıllardır (Swart, 2010).

Bu dönemde aynı zamanda atların bakımı ve beslenmesi, binicilik donanımı, koşum takımları, at arabalarının dizaynı gibi konularda da ilerleme kaydedildi. İspanyol Binicilik Okulu ve “Haute Ecole” at terbiyesi tüm Avrupaya yayıldı. İngiltere, Fransa, İspanya ve Portekiz gibi birçok Avrupa ülkesi atların ıslahı ile birlikte sömürge elde etmek için dünyanın uzak bölgelerine at sayesinde ulaştılar.

İngiltere Kraliyet At Arabası (17. Yüzyıl)

Otuz Yıl Savaşları (Thirty Years War, 1618 – 1648), savaş taktiklerinin geliştirildiği, Süvari birliklerinin yanı sıra uzun menzilli topların da kullanıldığı savaşlardı ve Avrupa siyasi haritası bu dönemde şekillenmeye başladı. Savaş, büyük Roma-Germen İmparatorluğu’nun çöktüğü ve Avrupa’da birçok devletin kurulduğu Westfalia Anlaşması ile sona erdi (Sander, 1989).

I. Dünya Savaşı’nda Fransız Topçu Birliği – 1914 [6]

Yeni kurulan devletlerin ordularında, büyük miktarlarda at bulunan Süvari (Hussar) ve Topçu birlikleri (Horse Artillery) oluşturuldu. Özellikle topçu birliklerinde topların mevzilere hızlı bir biçimde yerleştirilmesini sağlayan, çok atla çekilen ve güçlü topların kullanıldığı top arabaları bu dönemin en önemli özelliklerindendir (Hoyer, 1802).

19. yüzyılın sonu ve 20. yüzyılın ilk çeyreğinde dünyadaki at sayısında çok büyük bir artış yaşanmıştır. Örneğin 1910 verilerine göre Amerika Birleşik Devletlerinde yaklaşık 20 milyon at bulunmaktadır. 1930’lu yıllarda Büyük Buhran (Great Depression, 1930 – 1939) sonrasında ve II. Dünya Savaşı’na kadar olan dönemde teknolojik savaş araçlarının artması, savaşlarda ata ihtiyacı azaltmaya başladı (Tablo 1). Bu dönem, atçılıkta yarış sektörünün hız kazandığı ve atlı sporların geliştirilmeye başladığı dönemdir.

İngiltere Kraliyet Topçu Birliği – 1916

Ancak 20. yüzyılın başlarından itibaren özellikle endüstrileşme, tarımda ve savaş araçlarında makineleşme ile birlikte atın değeri azalmaya başlamıştır. Tarih boyunca at, çoklukla tarım, ulaşım ve ulaştırma gibi alanlarda kullanılmasına rağmen günümüzde bu alanların artık daha çok yarış, oyun ve spor alanlarında yaygınlık kazandığı görülmektedir.

Tablo 1: ABD’de sosyal olaylar ile at sayıları ilişkisi [7]

Atın, insanoğlunun yaşamında kullanım alanları azalmasına rağmen günümüzde bile bazı ülkeler, atın ekonomik değerini yüksek tutmak amacıyla oldukça büyük kaynaklar ayırmaktadır.

Bu konuda bazı istatiksel bilgiler vermek gerekirse:

Sözgelimi Amerika Birleşik Devletleri’nde 2010 verilerine göre toplam at sayısı 9,5 milyon civarındadır. Bu atlar arasında yarış sektöründe kullanılan at sayısı 750.000; Binicilik Sporlarında kullanılan at sayısı 1,9 milyon; rekreasyon yani hobi biniciliği alanında 2,9 milyon; çiftlik işleri, rodeo, polo ve atlı güvenlik hizmetlerinde kullanılan at sayısı 1,9 milyon kadardır. Atçılık endüstrisinde yer alan insan sayısı ise 7,1 milyon kişiyi bulmaktadır. ABD’de tarım alanında kullanılan 112,1 milyon dolarlık bütçenin yaklaşık %25’i yani 25,3 milyon dolarlık bir para atçılık endüstrisinde kullanılmaktadır [8].

Yine Amerika Birleşik Devletlerinde 2.7 mil/kareye 1 at, 31.8 kişiye 1 at düşmektedir ve Amerikan At Konseyi - American Horse Council (AHC) verilerine göre at sayısı bu ülkede yılda 300.000 adet civarında artış göstermektedir (Kilby, 2007).

Avusturalya’da 2006 verilerine göre doğada yaşayan vahşi at sürüleri ile birlikte tahmini olarak 1,2 milyon at bulunmaktadır. Bu atlardan yarış sektöründe kullanılanların sayısı yaklaşık 150.000 kadardır ve tüm Avusturalya’da yılda 22.000 yarış koşulduğu belirtilmektedir. Tarım harcamalarına ayrılan yıllık bütçe 31,1 milyon dolardır. Bu bütçenin 6,3 milyon doları Atçılık endüstrisine harcanmıştır. Yine bu bütçe içerisinde at yarışları sektöründeki harcama ise 3,9 milyon doları bulmaktadır. Toplam 13.800 üyesi bulunan Avusturalya Atçılık Federasyonu (The Equestrian Federation of Australia)’nun özellikle 2000 Sydney Olimpiyatlarında elde edilen başarılardan sonra Avusturalya’da bulunan Avusturalya Stok Atları (Australian Stock Horse - ASH) ile bazı yerel at ırklarının geliştirilmesi ve popülaritesinin arttırılması amacıyla 2006 sonrasında bu bütçenin iki katına çıkarılması konusunda Hükümete önlemler alması için tavsiyelerde bulunulduğu belirtilmektedir [9].

İngiltere’de yine 2006 yılı verilerine göre 1,3 milyon at bulunmaktadır. Bu veriye göre İngiltere’de yaşayan her 1000 kişiden 17 kişiye bir at düşmektedir ve at sahibi sayısı 550.000 kişiyi bulmaktadır. At binenlerin sayısı ise 2,4 milyon kişidir. Atçılık endüstrisi etkinliklerini izleyen TV izleyicilerinin sayısı ise yılda 5 milyon kişiye ulaşmaktadır. Yılda 15.000 – 18.000 arasında kayıtlı atın koştuğu yarış sektöründe yılda yaklaşık 3,7 milyon poundluk bir para dönmektedir [10].

Avrupa Birliği ülkelerindeki rakamlara bakıldığında 2010 verilerine göre Atçılık sektöründe yılda 100 milyon Euro civarında bir paradan söz edilmektedir. Avrupa Birliği ülkelerinde bulunan 6 milyonun üzerindeki at sayısında Atçılık ile ilgili tam zamanlı çalışanların sayısı 400.000’in üzerindedir. Yıllık ortalama 78.000 yarışın koşulduğu Avrupa’da Uluslararası Binicilik Federasyonu (Fédération Equestre Internationale – FEI) listesindeki Binicilik Sporları’nda ortalama 10.000 sportif karşılaşma düzenlenmektedir [11].

Dünya’da günümüzde sayıları 58 milyon adedi bulan at sayısında 2007 verilerine göre bazı ülkelere göre dağılımı şöyledir: ABD’de 9.400.000; Çin’de 7.402.450; Meksika’da 6.260.000; Brezilya’da 5.787.249; Arjantin’de 3.655.000; Colombiya’da 2.533.621; Moğolistan 2.029.100; Etiyopya’da 1.655.383; Rusya Federasyonu’nda 1,400.000; Almanya’da 500.000; Fransa’da 422.000; Ukrayna’da 500.000; Romanya’da 834.000 ve Kazakistan’da 1.163.500, nüfusu yaklaşık 2 milyon kadar olan Dubai’de 13.000 kadar at bulunmaktadır. Ancak bazı gelişmemiş ülkelerde söz gelimi Guam’da toplam 20, Grenada’da 30 kadar at bulunduğu, özellikle iki ülkede Ruanda ve St. Helena’da kayıtlara göre hiç at bulunmadığı görülmektedir [12].

Türkiye’de ise 1995 – 2010 yılları arasındaki verilere göre gittikçe azalan bir at popülasyonu bulunmaktadır. FAO istatistiklerine göre Türkiye’de ve bazı ülkelerdeki at sayıları ise şöyledir [13]:

FAO istatistiklerinde dikkati çeken önemli sayısal verilerden birisi de Amerika Birleşik Devletlerinde 2000 – 2005 yılları arasındaki büyük sayısal farktır. Bu fark, 2000’li yıllara kadar ABD’de bulunan küçük çiftlikler ile doğal yaşamdaki atlarla ilgili net bilgilerin bu istatistikler içine girmemiş olmasından kaynaklanmaktadır. 2002 yılından itibaren bu sayılar, uydu ve diğer teknolojik olanakların kullanılmasıyla ortalama olarak belirginleşmiş ve FAO istatistiklerine alınmaya başlamıştır [14].

Yukarıda görüldüğü üzere Türkiye’ye göre Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde at sayısı nüfusa oranla oldukça fazladır.

Atın günümüzde kullanıldığı temel alanlar 4 bölüme ayrılabilir:

1. Atlı Oyunlar;

2. Atlı Sporlar;

3. Atlı Yarışlar;

4. Atlı İş ve Gösteriler.



KAYNAKLAR

CLARK, John (1995). The Medieval Horse and Its Equipment c. 1150-C. 1450, HMSO Publications Center, London.

EDWARDS, Peter (2006). Horse and Man in Early Modern England, Hambledon Continuum, Londra.

KELEKNA, Pita (2009). The Horse in Human History,Cambridge University Press.

KELEKNA, Pita (2009). The Politico-Economic Impact of the Horse on Old World Cultures: An Overview, Editör: Victor H. Mair, Sino-Platonic Papers Department of East Asian Languages and Civilizations University of Pennsylvania Philadelphia.

KILBY, Emily R. (2007). The Demographics of the U.S. Equine Population, The State of Animals, USA.

KLİNE, Sarah (2009). The Role of Horses in Ancient Greece, http://www.angelfire.com/mt/skline/ProjectPaper.html.

LEVİNE, Marsha A. (2005) Domestication and Early History of the Horse, Mills, D. S. ve S. M. McDonnell (Editör), Paperback, The Domestic Horse: The Origins, Development and Management of its Behaviour, Cambridge University Press, New York.

LEVİNE, Marsha (1999). Botai and the Origins of Horse Domestication, Journal of Anthropological Archaeology 18, Cambridge.

NESTEROV, S. P.(1990) Kon V Kultah Türkoyazıçnıh Plemen Tsentralnoy Azii V Epohu Srednevekovya, Novosibirsk “Nauka” Sibirskoe Otdelenie.

SANDER, Oral (1989). Siyasi Tarih - İlk Çağlardan 1918’e, İmge Kitabevi, İstanbul.

SWART, Sandra (2010). Riding High - Horses, Power and Settler Society, c.1654 – 1840. http://sun025.sun.ac.za.

ZAHAROV, S. V. (2010) K Vaprosu O Proishojdenii Botayskoy Kulturı, Vestnik, Arheologii, Antropologii i Etnografii, No:1, Moskva.



[1] http://www.haberevim.com

[2] http://www.ancientreplicas.com

[3] L. da Vinci (1452 – 1519) tarafından çizilen İskit savaş arabaları. Ulusal Galeri, Turin, İtalya.

[4] Clark, 1995.

[5] Cornelis Anthonisz (1499 – 1555), Hollandalı grafiker, ressam - 1538 (http://www.1st-art-gallery.com)

[6] http://fr.wikipedia.org/wiki Fichier:Battle_of_the_Canal_du_Nord_-

[7] http://www.ker.com/library/EquineReview/2007/HorseWorld/HW37.pdf

[8] http://www.canadianwarmbloods.com/export.php

[9] http://www.horseoz.com

[10] http://www.bhs.org.uk

[11] http://www.europeanhorsenetwork.eu

[12] http://www.horsetalk.co.nz

[13] http://faostat.fao.org/site/291/default.aspx

[14] http://faostat.fao.org